30 Ocak 2013 Çarşamba

Kore Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Nereye giderseniz gidin güleryüzlü bir insan topluluğuyla karşılaşacağınızı başta söyleyelim. Yardımseverlik ve saygı kelimelerinin anlamlarını burada daha iyi anlıyorsunuz. İngilizce bilen sayısı oldukça fazla ama telaffuzları biraz garip. Bazı harflerle sorunları var bunların başında "f" harfi geliyor. İngilizcelerini anlamak biraz sıkıntı. Yardımsever olmalarına rağmen çok utangaç olduklarını da söylemek gerekir. Sorduğunuz soruyu bilemediklerinde panikleyip ortadan kaybolabiliyorlar, şaşırmayın. Bir yer tarifi istiyorsanız yakınlarda ise hemen sizinle birlikte geliyorlar. Sorduğunuz soruları olabildiğince hızlı cevap vermeye çalışıyorlar fakat daha ilk sorunun cevabını almadan ikinci hatta üçüncü soruyu sorarsanız şaşırıyor ve donup kalıyorlar.
İş konusundaki titizlikleri accaaayiip. Sabahları 1 dakika bile geç gelen olmuyor ve işe jimnastikle başlıyorlar. Öğlen 12'de dünya kadar işleri de olsa kimse onları öğle yemeğinden alıkoyamaz. Akşamları ne olursa olsun patronlar kimseden gerekenden bir dakika bile fazla çalışmasını isteyemez. Zaten genel olarak hepsinin dopdolu hayatları var. Kaybedecek vakitleri yok. İşten çıktıkları gibi İngilizce kurslarına gidiyorlar. Ya da kariyerleri ile ilgili başka şeylerle uğraşıyorlar. Herşeyi vaktinde yapıyor olmaları nedeniyle bu yaşamdan sıkılmıyor aksine keyif alıyorlar. Böyle anlatınca Korelilerin tek derdi çalışmakmış gibi geliyor biliyorum. Bende Kore'ye gitmeden önce okuduğum yazılar sonunda koreliler hakkında böyle düşünmüştüm. Fakat değil. Örneğin Kore'de çalışan bir bayanın aylık kişisel harcamaları toplam olarak Türkiye'deki asgari ücretin yarısı neredeyse. Güzelliklerine çok fazla önem veriyorlar. Eğlence onlar için önemli. Ne olursa olsun, sosyal aktivilere zaman ayırıyorlar yani.
Trafik sorunu bizde olduğu gibi onlardada var. Özellikle Seoul'de. Ama eğer İstanbul'dan Kore'ye gidiyorsanız trafik sorununa İstanbul'dan alışkın olduğunuzdan kesinlikle zorlanmazsınız. Kuşbakışı fotoğraflarda ne kadar çok yüksek katlı binalar görünse de genel olarak sokak kenarlarında 2 katlı evler görmek de gayet normal bu ülkede. Evler bir a da iki öğrencinin kalması için gayet uygun ve yeterli. Fakat gelir düzeyi yüksek olmayan aileler için oldukça sıkıcı bir hayat söz konusu olur bence Kore'de. Çünkü evler genel olarak aynı tasarlanıyor ve en büyüğü 70 metrekare. Ev kiraları evin bulunduğu yere göre değişiyor. Fakat başta ödenilen depozitoyla kira yarı yarıya indirilebiliyor. Bunun nedeni ev sahibinin o parayı kiracı evden çıkana kadar işleterek üzerinden kazanç sağlayabilmesi. 
Direkt olarak Türklere diyemem ama yabancı uyruklu insanlara cidden ilgileri fazla. Sokakta yürürken lise öğrencileri yanınıza yaklaşıyor ve "hi!" deyip kaçıyor. Bu turistlerin bizim ülkemizdede rastlayabileceği durumlardan biri. Bu da bir benzerliğimiz diyelim. Batıya karşı büyük bir özentinin mevcut olduğunu söylememe gerek bile yok, değil mi? Fakat bunun hakkında bir koreliye soru sorduğunuzda aldığınız cevaplar klasik, "biz onların sadece işimize yarar şeylerini alıyoruz, kültürümüzü kesinlikle kaybetmeyiz." vb. 
Bir yabancı olarak korece, teşekkür ederim ya da merhaba deseniz bile acayip mutlu oluyorlar. Daha sonra korece konuşmaya başlıyorlar ama anlamadığınızı farkedince muhabbet hemen İngilizce'ye dönüyor. Yemek konusuna gelirsek, Kore'nin yemek kültürü bizden o kadar farklı ki anlatamam. Türkiye'de herşeyi yerim, yemek seçmem diyen biri için bile zor. Öncelikle yemekler mutlaka uzun bir alışma evresi gerektiriyor. Yemeklere alışabilmek için sağlam bir mideniz ve olanca sabrınız olmalı. Deniz ürünleri Kore'de inanılmaz derecede ünlü, denizden babam çıksa yerim sözü bence Korelilere ait. Ekmek kavramını yemeklerde (restaurant ya da kafelerde) bulmanız imkansız derecesinde neredeyse. Biz Türkler için et neyse onlar içinde sebze o demek oluyor. Her yemekte illa ki bir sebze görmek normal. Yosun ve marulu ekmek niyetine kullanıyorlar. Kare şeklinde kesilip kurutulmuş yosunları hemen hemen her sokak başında bulabilirsiniz. Yemek vakitlerine doğru tüm ülke lahana kokusuyla sarılıyor bile diyebilirim. İlk başlarda kokusu beni çok rahatsız ettiğinden yeme alışkanlıklarım bozulmuştu. Gerçekten bu kadar ağır lahana kokusu, bira kokuları ve fazla ağır baharat kokularına alışmak da zaman alıyor. Ülke genelinde sokak hayvanı diye bir kavram yok. Evde hayvan besleyenlerin sayısı da oldukça az. Bazı özel dinlere özgü lokanta ve restaurantlarda köpek besleniyor fakat yemek için. Bunu ilk duyduğumda umarım o lokantaları hiçbir zaman görmem diye dua etmiştim. Kore'nin kırmızı eti kesinlikle lezzetsiz, bu nedenle Korelilerde domuz etini tercih ediyorlar. Eğer yolunuz Kore'ye düşerse kesinlikle yemek yemeden önce kontrol etmelisiniz. İlk gittiğim lokantada vejetaryen rameni istemiş olmama rağmen içinde et parçaları görmüştüm. Sorduğumda domuz eti olduğunu söylediler. Az kalsın onu yiyecektim. Bu nedenle dikkatli olun. Çünkü Kore'de yaygın olarak kullanılan et domuz eti. Etli yemeklerde istemediğiniz sürece kırmızı et kullanmıyorlar kolay kolay. Kesinlikle biz Türklerin tatlı diyemeyeceği şeyler onların tatlıları. Bizdeki şerbetli, ballı şeyler elbette yok. Daha çok kek ve pasta yiyorlar ama elbette şekersiz. Yani ilk yediğinizde şeker tadı almıyormuşsunuz gibi bile hissedebilirsiniz ama zamanla alışıyorsunuz. Sonuçta uzun bir süre tuzlu ya da tatlı birşey yemeyince az biraz şeker yiyince bile size tatlı gibi geliyor. Ucuz bir ülke olduğunu söylemek her konuda mümkün değil fakat Almanya, Amerika, Fransa gibi pahalı bir ülke de değil. Teknoloji konusunda gelişmişlik düzeyleri nedeniyle teknolojik aygıtları burada bulmanız gayet kolay fakat Türkiye'den gelen birine göre biraz pahalı olabilir. Uzun süre Kore'de kalmayacaksanız kesinlikle oradan bir cep telefonu almayın çünkü Türkiye'ye geri döndüğünüzde elinizde kalır yani kullanamazsınız. Çünkü Kore'de sim kart uygulaması yok, daha ileri bir teknolojileri var ve buna uygun telefonlar üretiyorlar. Türk hatları kesinlikle Kore'de çalışmıyor bu yüzden uzun bir süre Kore'de kalacaksanız kendinize Kore hattı edinmeniz gerekecektir. 10.000 Won'luk telefon kartlarından, ya da kampanya mı demeliyim bilmiyorum, yararlanarak Türkiye ile tam 4 saat kesintisiz konuşabiliyorsunuz. Ahh, 10.000 Won yaklaşık olarak 11$ kadar, belki daha az bilmiyorum. Kore'ye ilk gittiğinizde para birimindeki fazla sıfırlardan dolayı şaşırın istemem :) 
Kore trafiğinin en büyük sorunlarından biri Ajummalar (yaşlı teyzeler). Size en büyük tavsiyem eğer arabanız varsa süratli bir ajummanın arkasından gitmeyin. Çünkü biranda 180 derecelik bir dönüş yapabilir ve sizi zor durumda bırakabilirler :D
Bir Koreli için saçlar çok çok önemli. Zaten eğer Kore dizisi izliyorsanız erkekler içinde saçın onemini farketmiş olmalısınız. Gerçek hayatta kadınların her yerde olduğu gibi erkeklerden bir adım önde olduğunu görebilirsiniz Kore'de. Ama erkeklerin kişisel bakıma verdikleri önemde küçümsenemez elbette. Genç kızların saçları genelde uzun ve doğal olur. Aslında kendi  doğal saç renkleri çok güzel şahsen ben çok beğeniyorum fakat buradaki genç kızlar saçlarını her renge sokuyorlar. Kore'de ilgi çekici şeyler yapmak ters karşılanmıyor. Tabii ki Kore'ninde aşırı geleneksel yaşlı kesimi var, onları bu genellemeye katmıyorum. Yanlış anlaşılmasın :D
Dil konusuna gelecek olursak, bence çok da zor bir dil değil. Örneğin; ben Kore'ye giderken sadece temel şeyleri biliyordum. Teşekkür ederim, merhaba, iyi geceler, şundan istiyorum gibi.. Oraya gittikten sonra üniversitemin sağladığı imkanlardan faydalandım ve korece dil kursuna başkadım. Yaklaşık olarak 7 ay sonra gayet rahatça yazıyor ve anlıyordum. Fakat tüm kuralları öğrenmek adına bir sene kadar devam ettim kursa. Korecede bence zor olan tek şey hitap şekilleri. İnsanlar o kadar genç duruyorlar ki kime nasıl hitap edeceğini ayıramıyor insan. Senden küçük duran bayanlara abla diye hitap etmek zorunda kalıyorsun fakat bunu anca yaşını ööğrendikten sonra yapıyorsun. Bu yüzden biraz sorun yaşamak doğal Kore'de. Şahsen ben yaşadım. Herneyse, ufak bi özet çıkarırsak şu dediklerimden; Kore mutlaka gidip görülesi hatta belki de yerleşip yaşanılası bir ülke. Umarım sen ve senin gibi Kore'de okumak isteyen herkese bir nebzede olsa yardımcı olabilmişimdir. Unutmayın, hayaller gerçekleştirmek içindir! Ve hayaller peşinden koşulduğu zaman gerçek olurlar. Umarım hayallerinizden vazgeçmezsiniz. Umarım Kore'de görüşürüz :) 

Bundan 2 gün önce bu bloğu açmaya karar verdiğimde önce Nagehan ablama bir mail attım ve bana Kore'de geçirdiği 9 sene boyunca öğrendiklerini yazıp yazamayacağını sordum. Beni kırmadı ve bana bu maili yazdı. Kendisi şu an Türkiye'de fakat haftaya Kore'ye dönecek. Umarım siz okuyucularıma birşeyler katabilmişimdir Kore hakkında. Nagehan ablama tekrardan teşekkürlerimi sunuyorum. SARANGHEO UNNİ ^^

6 yorum:

  1. onumuzdeki pazartesi inşallah koreye gidiorum. bütün paramı euro ya cevirdim. kore de euro dan won a cevirebilir miyim? bi bilginiz var mıdır ?

    YanıtlaSil
  2. soruna dair hemen bir yazı yazıyorum. oldukça uzun bir konu çünkü. beklemede kal :)

    YanıtlaSil
  3. ablan orda ingilizcemi okudu?
    cok güzel bir yazi sagol :)

    YanıtlaSil
  4. bende gideceğim dik kursundan sonra istediğimiz herhangi bir bölümü okuyabiliyor muyuz?

    YanıtlaSil
  5. abla ben koreye çok gitmek istiyorum ama gitmemin en büyük nedeni ise lee min ho onu görmek çok istiyorum en büyük hayalim onu görmek ama koreye gitsem ne dicemki beni lee min ho yamı götürün dicem nasıl yapıcam abla bana bilgi ver eda abla en büyük hayalim bu bana kore hakkında bilgi ver korecede bilmiyorum napcamm

    YanıtlaSil
  6. ve onların paralarını nasıl bilicem ki kazıklanmayalım eda abla

    YanıtlaSil