7 Şubat 2013 Perşembe

DREAM HİGH SEZONLARI, YORUMLARI VE OYUNCULARI

Öncelikle kesinlikle söylemeliyim ki Dream High 2'yi beğenmedim. Tamamını izlemedim ama kesinlikle bana yetmedi. Yani ilk sezon gerçekten güzel olduğu için, sezon 2 konusunda beklentilerimiz artmıştı haliyle. Ama kesinlikle beklediğim gibi değil. İzlemeye devam edeceğim, umarım fikrim ileriki bölümlerde değişir.
Şimdi gelelim Dream High Sezon 1'e. "Bayıldım, çok sevdim, aşırı aşırısı hiç bitmesin istedim" tarzı dizilerimden biri daha. Unutmamak üzere yemin ettiğim diziler koleksiyonuma eklendi bile. Konusu, oyuncular, bitişi, verdiği dersler açısından kesinlikle eşi benzeri bulunmaz bir diziydi. Bana kızabilirsiniz fakat bence verdiği dersler niteliğinde BOF'dan güzeldi. Okul dizileri arasında beni eeen çok etkileyen diziydi diyebilirim. Bunun dışında değinmek istediğim bir iki yer var.

Öncelikle Pil Suk ve Jason aşkı. Amaaaan Allah'ım! Bu nasıl bir şeydi böyle? Onların sahneleri gelsin diye dua ederek izledim birçok bölümü. Bu ne harika bir aşktı. Gerçekten çok çok beğendim. Dizide eeeen çok hoşuma giden taraftı, bu ikilinin aşkı.
Özel bölümde birlikte yemeğe çıktıklarını falan söylemişti sunucu. Keşke aralarında birşeyler olsa çünkü cidden çok yakıştırıyorum ben IU ve Wooyoung çiftini. Çok tatlılar ya. İnsanın "oyyyşş" diye bağırıp, çığlık atası geliyor.





Bir de Suzy yani Go Hye Mi'nin son anda Sam Dong'a aşık olması mevzusu var. Hayır yani bu K-Drama değil mi? K-Drama denince akla ikinci erkek hep kaybeder gelmez mi? Açıkçası bende öyle işliyor -du. Değişti. Hep dizilerde bu değişiklik olsa nasıl olur diye düşünmüştüm. Gerçekten olmuyormuş. Bence K-Drama'lar kendi bildiklerinden şaşmasınlar. Çünkü esas oğlan öyle sap gibi kalınca çok kötü hissettim kendimi :D
Suzy'nin özel bölümde yani konserde yaptığı hatalardan ve insanların ona ettiği yardımlardan dolayı utanması ve ağlaması beni çok etkilemişti. Kamera arkasını izlediğiniz zaman gerçekten çook saçma hatalar yaptığını görebilirsiniz fakat yine de dizide harika bir iş çıkardığını düşünüyorum. Fighting Suzy!

Sevdim keratayı çok. Hep Go Hye Me ile birlikte olmalarını istedim fakat yazar öyle istemedi işte. Yapacak birşey yok. Kader işte ^^
Sam Dong'un henüz köydeykenki halini çook beğenmiştim. Fakat saçlar kısaldıkça daha bi tatlı olduğunu farketmedim değil :D Her ne olursa olsun, Go Hye Me ile Sam Dong ilişkisi istediğim şey değildi.
Bu kıza dizinin başından sonuna kadar büyük bir sempati duydum çoğu kişinin aksine. Bence çok hoştu. Hata yaparken bile. Keza IU'dan sonra en çok beğendiğim sese sahip olan kişide kendisidir.




4 Şubat 2013 Pazartesi

City Hunter konusu, oyuncuları ve yorumu

City Hunter dizisini yeni bitirmiş bulunmaktayım. Aslında HanaKimi gibi neşeli bir diziden sonra City Hunter biraz şaaptı beni. Neyse, öhöm öhööm.
Gelelim City Hunter'a. Öncelikle kesinlikle üzerinde durmak istediğim sahneler var. O zaman başlıyorum :)
Lee Min Ho'nun dizinin ilk bölümündeki yani henüz Tayland'da oldukları hali benim acayip hoşuma gitti. Özellikle Ajussi'yi kurtardığı anlarda üzerinde yeşil tişört ve gözlerindeki haylaz çocuk bakışı beni öldürdü diyebilirim.
Ajussi'nin dizinin başından sonuna kadar her refleksine, her sözüne güldüm diyebilirim. Adam dayak yedikten sonra bile beni güldürdü yani. Bence diziye renk katan Ajussi'ydi :D
Kim Sang Joong zaten beğendiğim orta yaşlı erkek oyuncularındandır Kore'nin. Adamın inkar edilemez bir karizması var. Fakat bu dizide finalde City Hunter olduğunu söylemesi ve intikam ateşi yüzünden hayatını mahvettiği oğluna büyük bir iyilik yapması dışında pek birşeyini beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Yani kısacası adama saygım sonsuz fakat dizide üstlendiği karakter beş para etmezdi. Fakat altından kalkması gereken rol gerçekten zordu ve bence dizideki diğer herkes gibi çok başarılıydı.
Veee geldik Park Min Young'a. Yani namıdiğer Kim NaNa'mız. Şu zamana kadar izlediğim dizilerde en beğendiğim kadın başroldü. Hem başarı açısından hem güzellik. Bu zor rolün altından o kadar güzel bir şekilde kalktı ki size yemin ederim, ağlarken güldüm. Bu dizide en beğendiğim ayrıntılardan biriydi Kim NaNa'nın saflığı ve aşkının duruluğu. Hele kurşunun önüne atlama sahnesi, beni benden aldı. Diyemiyorum daha birşey :D

Birçok kişi Savcı'yı sevmese de ben dizinin en başından beri sempati duyuyordum bu adama. Hatta ilk başlarda Bay Uzun Bacak olarak Min Ho'ya rakip olabileceğini bile düşündüm, Kim NaNa konusunda yani. Fakat City Hunter'ı yakalamayışı ve sırf o kayıp belgeleri alabilsin diye ölüme gidişi beni çok etkilemişti. Babasını öldüren kişiyi sırf adaletli bir savcı olabilmek için affetmesi büyük bir onur gösterisiydi benim için ve ona duyduğum sempatiyi ikiye katlamıştı. Ayrıca öyle bir babaya sahip olmasına rağmen işinde bu kadar adil ve doğru olması ona bir karizma katıyordu. Bunun da pek kolay bir rol olduğu söylenemezdi fakat herkes gibi Savcı'mız da mükemmeldi.



Açık konuşmak gerekirse izlediğim dizilerin neredeyse hiçbirinde rolünü kötü oynayan ya da rolünün altından kalkamayan birini gördüm. Keza o insanlar bu işi benden çok çok daha iyi bilen profesyoneller olduklarından benim onların bir hatasını farketmem oldukça zor olur. Yani oyunculuğunu beğenmediğim kimse olmadı izlediklerim arasında. Fakat çift olarak çok az diziyi beğendiğim gerçeğini saklayamam. İzlediğim her dizide illa ki bir çift var ama ben nasılsa bu çiftleri bir türlü beğenemiyorum.
Genelde kızlar erkeklerin yanında biraz fazla sönük kalıyor bana göre. Fakat City Hunter'da Lee Yoon Sung ve Kim NaNa çifti tek kelimeyle mükemmeldi. Dizinin başından sonuna kadar beğenmediğim tek nokta olmadı çift olarak. Aradaki konuşmalar bile harikaydı. Çünkü K-Drama'larda ya erkek ya kız -genel olarak kız- hep susan ve ezilen taraf oluyor. Fakat burada Kim NaNa tek kelimeyle mükemmeldi. O saf tavırlara rağmen verdiği sivri cevaplar ve kesinlikle lafın altında kalmayışı beni mest etti.
Birbiri için ölüme giden bir çift ilk defa bana hiç yapmacık gelmedi. Normalde ölüme gitme mevzusu beni bayar, sıkar çünkü çok baneldir, klişedir. Ama burada öyle güzel işlendi ki, ben hayranlıkla izledim. Gerçekten çift konusunda mükemmellerdi. Bir konuya daha değinmek istiyorum. Dizinin beğendiğim bir diğer özelliği ise; sadece birkaç kişi arasında dönüp durmamasıydı. Yani çok kalabalık bir kadroya rağmen 5-10 kişi dışında geriye kalan herkesin figüran havasında olmaması beni mutlu etti. Çünkü böyle diziler beni gerçekten bayıyor. To the Beautiful You gibi mesela.
Ama elbette bu dizinin olumsuz yorum yapacağım bir yanı var ki adım gibi eminim çoğu insan bundan şikayetçidir benim gibi. Sonu çok ucu açık ve alakasızdı. Kim NaNa ve Lee Yoon Sung bakıştılar, gülüştüler ama ne sarıldılar ne elele tutuştular. Ve ardından şaka gibi Lee Yoon Sung'un sinirli bir şekilde araba sürmesini gösterdiler. Diziyi burada bitirmeleri dizinin baştan sona yarattığı ve final bölümünün son 5 dakikasına kadar inanılmaz derecede desteklediği o etkileyici havayı kaçırması çok can sıkıcıydı. Yönetmenin sonradan yaptığı açıklama kesinlikle tatmin edici değildi çünkü eğer ben bir dizi izliyorsam onun sonunu görmeliyim, dizi bittikten sonra yönetmenden duymak çok saçma.
2. sezonu çekilsin mi diye bende düşünmedim değil fakat 2. sezonu çekilseydi yönetmeninde dediği gibi hikaye tamamen değişirdi. Fakat Youtube'da City Hunter Traiser Season 2 diye birşey izledim az önce. Kim NaNa'nın ablası çıkıyor City Hunter'ın peşine düşüyor sonra kardeşinin onu sevdiğini öğreniyor falan. Oldukça karışıktı. Ama City Hunter'dı. Traiser var ama sezon yok bu oldukça kafa karıştırıcı :D
HERNEYSE, BENİM CİTY HUNTER YORUMUM BUDUR. DİZİYİ TAM BİR GÜNDE BİTİRDİĞİM GERÇEĞİ BİR YANA AKSİYONU BOL AŞK DİZİLERİ ARASINDA GERÇEKTEN BEĞENDİĞİM TEK DİZİYDİ. HERŞEY DOZUNDAYDI. FAKAT DİZİNİN BİTİMİ OLDUKÇA ALAKASIZDI VE İNSANLARIN NE OLDUĞUNU KAVRAYAMAYACAKLARI ŞEKİLDEYDİ. SAYGILARIMLA, BAYAN ÇOK BİLMİŞ ^^


3 Şubat 2013 Pazar

Lee Min Ho

İkinci favorimdir, Kore erkekleri arasında. İlki elbette Hong Ki ohoho ^^

Lee Min Ho 22 Haziran 1987 Seoul, Güney Kore'de doğmuştur. Bir ablası vardır. Küçükken futbolcu olmak istiyordu. Ancak ilkokul 5. sınıftayken geçirdiği bir yaralanmayla hayalleri sona erdi. Hala futbolla ilgilidir ve Nal Do Ho favori oyuncusudur. Lise 2. sınıftayken oyunculuk dikkatini çekti. Lisede bir üst sınıf öğrencisinin yardımıyla Starhaus Entertainment'a katılmıştır. Eğitiminden sonra oyuncu seçmelerine katılıp çeşitli küçük rollerde oynamıştır. İlk büyük rolü Boys Over Flowers dizisinde Go Jun Pyo'dur. Bu televizyon dizisi son derece popüler olmuştur. Okuduğu okul; Konkuk Üniversitesi Film ve Sanat Bölümüdür.








Ufacık bir not iliştireyim; Bu adamı en çok Personal Taste ve City Hunter'da sevdim. Kızmayın ama BOF'da favorim Kim Hyun Joong  idi ^^

Lee Hong Ki

Lee Hong Ki kimdir?

Adı: Lee Hong Ki
Mesleği: Oyuncu ve şarkıcı
D.Tarihi: 2 Mart 1990
Burcu: Balık
Boy: 1-78
Kilo : 60
Kan Grubu : AB
Bağlı olduğu ajans: F&C Müzik
Bulunduğu müzik grubu: F.T Island
Hobileri: Şarkı Söylemek, Müzik Dinlemek, Futbol Oynamak, Video Oyunları Oynamak ve Yemek yapmak
Ailesi: Anne, Baba ve Kız Kardeşi

Dizileri:
Noriko Goes to Seoul
Muscle Girl
My Girlfriend is a Nine-Tailed Fox
More Charming by the Day
You're Beautiful
Style
On Air
Unstoppable Marriage
Kkangsooni
Neh Sontob Kkeuteh Bichi Nama Issuh
Magic Kid Masuri

Filmleri:
Winter Child



K-POP

K-POP ımm..
Size biraz utandığım bazı şeylerden bahsetmek istiyorum K-POP ile ilgili. Aslına bakarsanız ben Türkçe ya da İngilizce olsun her dilde sadece Rap müzikle ilgilenen biriyimdir. Dünya genelindeki bütün rapçileri bilirim neredeyse. En bilinenden, en az bilinene kadar. Sansar olsun Keny Arkana olsun ya da 2Pac, Eminem gibi dünya starları olsun. Yani kısaca hepsini tanır, dinler ve severdim. Ben tamamen Pop müzikten nefret ettiğimi sanıyordum, aslında yalnızca Türkçe Pop'tan nefret ediyormuşum. Tabii bunu anlamam biraz zaman aldı. Kore hayatımda büyük bir yer kaplamaya başladığında, artık insanlar bana her sohbetimizde Kore'yle ilgili birşeyler soruyorlardı. Bu hoşuma gitmiyor değildi. Ama bir zaman sonra belli başlı sorulara cevap veremediğimi farkettim. Mesela; "En iyi müzik grupları kim?", "Şu K-POP denilen şey nasıl?"...
Halbuki bunlarda tamamen Kore'yle alakalı sorulardı. CEvaplayamıyordum çünkü bu konuda tamamen cahildim. Daha sonra araştırmaya başladım. Ki ben gerçekten araştırma konusunda çok titizimdir. Yani eğer birşeyi araştırıyorsam haftalarımı, aylarımı dahi alsa en ince ayrıntısına kadar öğrenmek isterim. K-POP'ta da aynı şey oldu. Herşeyiyle araştırdım. Bir ablamın aracılığıyla Kore'ye giden bir abiden çok sağlam bilgiler aldım. K-POP'a dair araştırılabilecek herşeyi araştırdıktan sonra, gerisini kulağıma bıraktım. En ünlü gruplardan en tanınmayanlara kadar herkesi dinledim. Artık insanların sorularını cevaplayabiliyordum ama yine de bir önyargı beslemiyor değildim. Daha sonra farkettim ki SuJu'nun birkaç şarkısı benim ağzıma dolanmış bile. Tabii hemen K-POP delisi olmadım yani. 
Yaklaşık olarak 6-7 ay sonra hiç dinlemem demediğim Pop müziği şu Koreliler bana sevdirdiler. İşte o zaman anladım benim sevmediğim Pop müzik değil Türklerin içine ettikleri Pop müzikti. Yani benim sevmediğim Suju'nun ya da Girls' Generation'un yaptığı Pop değil, Serdar Ortaç'ın Demet Akalın'ın yaptığı Pop müzik idi. Aradan 2 yıldan fazla geçmiş olmalı fakat ben hala her K-POP sanatçısını dinlemiyorum, yalan söyleyecek değilim. Zaten dinlemek zorunda da değilim fakat en azından artık her konuda önyargılı olmamayı öğrendim. Biri bir grup önerdiğinde müzik türüne göre değil yaptığı müziğin kalitesine ve sevip sevmediğime bakıyorum sadece. Bu sadece K-POP konusunda değil çok fazla konuda değiştirdi beni. Önyargılı davranma huyumdan tamamen kurtuldum diyemesem de artık eskisi kadar katı değilim bilmediğim konulara. 
Kore'nin bana kattığı bir başka özellik daha işte.
Bunu birileriyle paylaşmak iyi geldi aslında ^^  

30 Ocak 2013 Çarşamba

Kore Yemekleri

Kore yemek kültürünün Türkiye'den oldukça farklı olduğunu biliyoruz. Nasıl bir Koreli için Türk yemeklerine alışmak zorsa bir Türk için Kore yemeklerine alışmak da o denli zordur. Ayrıca Korelilerin dinlerinin getirdiği bir kısıtlama olmadığı için herşeyi yiyebilirler fakat biz Müslüman olduğumuz için yediklerimizi iyi seçmeli ve gerekli sınırlamaları geçmemeliyiz. Bu durumda Kore'de çekilebilecek en büyük zorluk; yemeklere alışmak ve sürekli yemek yiyebileceğiniz düzgün bir lokanta bulabilmekte. Çünkü Kore'de siz özel olarak istemediğiniz sürece tüm etli yemekler domuz eti kullanılarak yapılıyor. Bu nedenle siparişten önce mutlaka garsonu uyarmalı ve domuz eti istemediğinizi söylemelisiniz. Gelelim Kore'ye özgü değişik yemeklere;

Bu yemeğin adı Myulchi Bokkeum. Şu gördüğünüz solucanımsı şeyler Kore'nin hamsisiymiş. Malzemelerini arkadaşımla beraber araştırdık ve yenilebilir bir yemek olduğunu gördük. Yani yenilebilirden kastımız içinde herhangi bir domuz ürünü ya da bize garip gelebilecek deniz ürünü yok. Ama görünüşü itibariyle yenilebilir mi, orası tartışılır.
Bu da Kalbi Jjim. Kısa kaburga etinin pirinç şarabında bekletilip pişirilmesi yanlış anlamadıysam. Şarapta bekletildiği için kişisel tercih meselesi olduğunu düşünüyorum bunu yemenin. Fakat kaburga eti kullanıldığından et konusunda sorun yok.

Bunun adı da Dakdoritang. Bu sıcak sunulan yemek Kore yemek kültüründe baharatın ne kadar fazla kullanılabileceğine dair en güzel örnek. Kısacası; bizdeki tavuk güvecinin Koreliler tarafından evrime uğratılmış hali. Kullanılan et direkt tavuk eti bu nedenle yenilebilir bir yemek bu da.

Bu Rabokki. Bunu Türk mutfağından neye benzetebilirim bende biliyorum, belki sebzeli makarna falan :D Ama sonuç olarak bunda da hiçbir et ürünü yok ve yenilebilir. İçiniz rahat olsun. Gayet vejetaryen bir yemek :D
Kore yemek konusunda da kültürünü ortaya koymuş demeliyim sanırım. Elin hamburgerini almış Kore hamburgeri diye değişik bir şekilde çıkarmış meydana. Güzel de olmuş, böyle ufak ufak. Ama doymaz insan bununla ya, ayrıca üç tanesi (kırmızı etli olan) 8.900 Won. Bana biraz pahalı geldi. Tabi eğer mideniz kaldırabilirse; mantarlı, chili soslu, sırf soya soslu, domuz etinden burgerli, yumurtalı çeşitleri mevcut. İçindeki burgerin etinden emin olduğunuz sürece pek yenilmeyecek birşey değil. Fakat karnınızı doyurur mu bilmiyorum :D
Bu daaa Bibimbap. Malzemelerinden tanıdık olmayan tek bir şey var o da; gochujang. *Gochujang: soyadan yapılmış bir lapa. Koredeki birçok yemekte kullanılıyor ve her marketten satın alınabiliyor* Bibimbap'ın içinde sadece dövülmüş sığır eti olduğundan bu da yenilebilir bir yemek. Zaten fotoğraftanda görüldüğü üzere ağırlığı sebzeler ve lapalar kaplıyor bu yemekte. Yine alışmak için zaman gerektiren yemeklerden biri.
Ramen ya da daha sık kullanılan adıyla Lamyon. Koredeki öğrencilerin favori yemeği. McDonalds'dan ve Itaweon'daki dönerciden sonra en fazla uğrayacağınız yer ramen satılan uygun bir dükkan. Ramenin çok fazla çeşidi var. Ama duyduklarıma göre eğer evde ve bir tencerede pişiriyorsanız, üzerine eriyen peynir koyar ve yanına yumurta kırarsanız benzersiz bir tat elde edermişsiniz. Ama genelde hazır ramenler tercih edilirmiş. Marketten aldığınız kutuya işaretli yere kadar sıcak su boşaltıp 4 dakika beklemeniz rameninizin hazır olması için yeterli. Ramen öğrenci yemeği olduğundan TÜrkiye'deyken alışmaya başlamalıyız diye düşünüyorum. Çünkü Kore'de dönerin ve McDonalds menülerinin biraz pahalı olduğu aşikar.
Ve karşınızda Bibim Naeng Myun. Sıcak yaz günlerinde, baharat seven insanların keyifle yediği bir yemek imiş bu. Kırmızı biber salçası ve bol baharatla hazırlanan bir yemek. Yanlız dikkat edilmesi gereken bir husus var. Bibim Naeng Myun, domuz etiyle de sığır etiyle de yapılabiliyor. Et konusunda mutlaka özenli davranmalıyız. Sığır etiyle yapıldığında, tabi baharatlar çok ağır gelmezse, yenilebilir bir yemek.


Naengmyeon, taa daa. Naengmyeon bir Kuzey Kore yemeği olan Pyeongyang'dan gelmektedir. Erişte ve makarnanın çeşitli soslarla karıştırılmasıyla bu yemek ortaya çıkıyor. Sulu ve Karışık olmak üzere iki çeşidi var. Et konusunda ya da yağ konusunda sıkıntı yok. Yenilebilir bir yemek bu nedenle.

Bu da Pirinç Omleti. Aslında görünüş olarak benim gözüme en güzel ve yenilebilir gelen yemek buydu taaa kiiii içinde yengeç eti olduğunu öğrenmeme kadar. Aslında evde yapılacaksa yengeç eti koyulmadan yapılabilir, ancak lokanta ve restaurantlarda yengeç eti olmayan bir pirinç omleti bulabileceğimizi sanmıyorum. Bu tatlı şeyi yiyemeyecek olmak üzücü. Yengeç eti nedeniyle yenilebilir olduğunu sanmıyorum.

Bu da Dakjuk oluyor. Bu direkt olarak bizdeki tavuklu sebzeli pilav. Tabii lapa hali. Et tavuk eti olduğundan yenilebilir :D

Bunlarda balık kekleri yani 'Eokmuk-Guk' aslında çok hoş görünüyorlar ve Kore'de tahmin ettiğinizden fazla tüketiliyorlar. Fakat malzemeleri arasında pirinç şarabı olduğundan ben yiyebilir miyim bilmiyorum. Ama araştırmalarıma göre en kolay alışılabilecek yemeklerden biri de balık kekleri :D
Noddle denilen spagettiye benzeyen şu zımbırtının içine çeşitli sebzelerin ve elbeeetttee soya sosunun eklenmesiyle ortaya çıkan yemek bu. Sebzeli olması bizim için avantaj çünkü içimiz daha bir rahat olarak yiyebiliriz bu yemekleri. Ben ki sebze sevmeyen insan sanırım Kore'ye gidince sebzeler en iyi arkadaşlarım olacak :/

Bu da Doenjang yani soya fasülyesi ezmesi. Tadı nasıldır bilmiyorum ama bana sabah kahvaltılarımızdan eksik olmayan acılı ezmeyi anımsattı.. Şunu da eklemeliyim ki Dünya'nın dört bir yanından insanlar sırf Doenjang'ı tatmak için Kore'ye geliyorlar yani çok ünlü bir yemek çünkü yaklaşık olarak 2000 yıl kadar bir tarihi var. Yani oldukça tarih kokan bir yemek. Ayrıca Doenjang'ın kanseri önleme yetisi bilimsel olarak kanıtlanmıştır.



Sanırım Kore'de beni zorlayacak en önemli şey, yemekler olacak. Ama zamanla alışılmayacak tarzda değiller. Bir süre boyunca Itaweon'daki dönerci ve McDonalds arasında mekik dokuruz yapacak pek birşey yok :) Şimdilik kendinize iyi bakıın ^^





 

Türkiye'de Denkliği Olan Üniversiteler

Aslında bu bloğu açmadan önceki birkaç günüm sadece ne yazsam diye düşünerek geçti. Daha sonra şöyle bir karar aldım, 2 sene boyunca merak ettiğim fakat internet üzerinde hiçbir siteden tam bilgi edinemediğim herşeyi toparlayarak yazacaktım. Aslına bakarsanız denklik konusu beni fazlasıyla zorlayan bir araştırma konusu olmuştu. Çünkü her blogda ayrı birşey, her forumda ayrı birşey okuyordum. Resmi bir belge bulmak o kadar zordu ki. Neyse ki sonunda gerçekten emin bilgiler edindim. Şimdi onları sizler için toparlayacağım. YÖK denkliği olan Kore Üniversiteleri şunlar;* Hanyang Üniversitesi* Pusan Ulusal Üniversitesi* Seoul Ulusal Üniversitesi* Sungkyunkwan Üniversitesi* Yonsei Üniversitesi* Pohang Bilim ve Teknoloji Üniversitesi* Kore Gelişmiş Bilim ve Teknoloji Enstitüsü  Gördüğünüz gibi SKY Üniversiteleri (Kore'nin en iyi 3 üniversitesi) denkliği olan okullar. Onlar hakkında özel olarak yazı yazacağımdan diğer üniversiteler hakkında bilgi vereceğim. Kore Gelişmiş Bilim ve Teknoloji'nin adındanda anlaşılacağı gibi bilim ve teknoloji üzerine eğitim veren bir okul. Kore genelinde bilinen ve eğer bilim-teknoloji bölümleri okunacaksa kesinlikle tercihlerin başında gelen okullardan biri. Kore'nin prestijli okulları arasında olması öğrencilerin bu okulu istemelerinde büyük etmen.UFACIK NOT: Kore'de üniversite okumayan çok çok çok az insan var. Bu nedenle Koreliler üniversiteyi kazanmakla yetinemiyorlar. Yani bizdeki "aman kazanayım da neresi olursa olsun" anlayışı onlarda kesinlikle yok. Onlar için önemli olan en iyi üniversitelere, en iyi puanlarla girmek ve yine en iyi puanlarla mezun olmak. Pohang Bilim ve Teknoloji de bilim ve teknoloji üzerine fakat buraya birşey eklemeden geçemeyeceğim. Kore genelinde bu üniversiteyle Kore GElişmiş Bilim ve Teknoloji arasında kıyasıya mücadele var. Bu iki okulda Kore'nin teknolojik açıdan en eksiksiz donanımlı okulları. Öğrencilerin büyük çoğunluğunun tercihleri arasında yer alıyor bu okulda. Pusan Ulusal Üniversitesi hakkında çok fazla bilgi bulmak neredeyse imkansız. Yalnızca bu okulun Seoul'de olmadığını ve devlet üniversitesi olduğunu biliyorum. Bunun dışında ilgi çekici ve eğer Kore'de kalmak istemezseniz Türkiye'ye döndüğünüzde gayet kolay iş bulabieceğiniz bölümleri mevcut. Bu üniversite maalesef eğitim fuarlarında ya da sergilerindede yok. Yani benim gittiğim hiçbir sergide yoktu. Forumlarda ya da bloglarda yazan ve gerçekliği kanıtlanmamış bilgileri de sizlere sunmak istemediğimden sadece emin olduğum konularda yazıyorum. Fakat bu üniversite hakkında kesin olarak bilgi edindiğim an sizlerle paylaşacağıma emin olabilirsiniz. Hanyang 1939'da Seoul'de kurulmuş bir okul. Özellikle Türkiye'de denkliği olmasına rağmen az tercih edilmesi göze çarpan bir durum. Bu okulun resmi sitesindede tarihinden başka bir bilgi olmadığından bu kadar demek zorundayım. Sungkyunkwan Üniversitesi 1979 yılında kurulmuştur. Denkliğe rağmen pek fazla tercih edilmeyen okullardandır.